www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws

UNUTULMAZ ANLAR

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
MYSITEM
MYSİTEM2
msn

Kategoriler

Arkadaşlarım

6/4/2007 - SOSYAL HİZLETLER İLE İLGİLİ BİLGİLER

AİLE VE SOSYAL SORUNLAR

AİLE VE SOSYAL HİZMET MODELİ

Aile ve aileyi oluşturan bireyler, zaman zaman çeşitli bedensel, ruhsal, sosyal, çevresel ve fiziksel sorunlarla karsılaşırlar. Bu sorunların beraberinde getirdiği rahatsiz edici, engelleyici sonuçları ile mücadeleye girisen aile ve bireyleri bazi
sorunlar karsisinda basarili olur,bazi sorunlar karsisinda da kaybederler. Kayiplari kimi zaman kalicidir, kimi zaman bugünü ve geleceklerini olumsuz etkiler,bu kayiplar bazen o derece etkilidir ki önce ailenin kendi çevresini ve daha sonra toplumun sagligini ve
refahini ve gelecegini tehdit edici boyutlara ulasabilir. Elbette bu sonuç çok sayida ailenin sözü edilen olumsuz süreçleri yasamasi ile olusabilir. Kimi kaynaklarda sosyal bilimlerde bu konudaki toplumsal etkiye dönüstürebilecek oranin % 5 oldugu söylenegelmistir. Yani arastirmaya deger toplumsal kritik oranin %5 olmasi halinde üzerinde düsünmege ve arastirmaya deger bulunmasi söz konusu edilmistir.(1)
Toplumu olusturan ve bu denli etkiyen, aile unsurunun ülkemizdeki sadece Sosyal Saglik sorunlarini göz önüne getirdigimizde bu oranin çoktan asilmis oldugu görülecektir.

Öyleyse toplumun refahini, barisini ve kalkinmasini derinden etkileyen Aile sorunlarina somut, somut oldugu kadar islevsel ve gereksinimlerini önceden görebilen ve koruyucu, önleyici, rehabilite edici, yönlendirici ve tedavi edici bir müdahaleyi yapabilecek bir Profesyonel Aile Bakim ajanina yani donanimli bir meslek uzmanina
ivedilikle gereksinim vardir. Bu Profesyonel Aile Bakim ajani, mesleki felsefesi rol ve fonksiyonlari ve amaçlari açisindan elbette Sosyal Hizmet Uzmanlari ve Sosyal Hizmet Uzmanligidir. Burada Sosyal Hizmet Uzmanligi kavrami özellikle bu sekli ile kullanilmistir. Bunun temel nedeni toplumun nazarinda Sosyal Hizmet' in daha çok bir alani çagristirmasi " Sosyal Hizmet Uzmanligi" ifadesi ile de anlatilmak istenen bu alanin eylemsel uygulayicisinin tanimlanmasi duyulan vurgudur. Bu vurgu, ailelerin ve ailelerden olusan toplumun meslegi benimsemesi ve özel gereksinimlerini karsilamada psiko-sosyal boyutlari itibari ile algilamasini kolaylastiracak olmasindan dolayi
önemle üzerinde durulmasi gereken bir vurgudur.

Ancak, öncelikle akla gelebilecek bir önyargi ile yukarida dile getirilen söylem su açilardan yadirganabilir; Denilebilir ki zaten ailesel odakli birey ve toplum sorunlari için biz ve kurumlarimiz vardik neden yeni bir yaklasimla uygulama sistemine yada modeline gereksinim duyulmustur. Birazdan verecegim gerekçeler, Aile Realitesinin karsi karsiya bulundugu örgüsel sorunlar karsisinda bas edebilme yeteneginin dogrudan Sosyal Hizmet Uzmanligi ile desteklenmesi, bireyin karsisina çikan sorunlarin baslica nedeni kabul edilen kisiligindeki sürekli degisim ve gelisimi öte yandan yasadigimiz toplumda meydana gelen degismelerden kaynaklanan sorunlar
(2) karsisinda yeni durumlar karsisinda yeni ve uygun tepki verebilme yeteneginin gelistirilmesi(3) ve psiko-sosyal uyumunun saglanmasinda etkin ve atak, aile için uzun süreli o aileyi olusturan tek tek bireyler içinde kisa süreli mesleki müdahaleleri içeren bir Aile Sosyal Hizmet Uzmanligi Modelini tanimlayacaktir.
YÖNTEMLER VE BULGULAR
ASHU MODELININ TANIMLANMASI VE AMAÇLARI :

Her seyden önce Aile Sosyal Hizmet Uzmanliginin(ASHU Modeli) temelini teskil eden yapisal unsurlar ve temel tanim su sekilde özetlenebilir. Bir ailenin özgürce tercih ve tespit ettigi bagli oldugu, baslangiçta kendi istegi ile kayitli bulundugu bir Aile Sosyal Hizmet Uzmaninin(ASHU) gözleminde, desteginde ve profesyonel faaliyetlerde gerçeklestirildigi planli ve kontrollü bir uygulamali süreç modelidir. Burada Ailelerin istediginde ASHU' larini degistirme hakkinin verildigi bir özgürce seçme ve benimseme hakki da bulunmaktadir. Esasen Aile Sosyal Hizmet Uzmanligini(ASHU) icra eden Sosyal Hizmet Uzmanlari kendilerine kayitli bulunan ailelerin bugünlerini ve geleceklerini en uygun ve en uyumlu bir biçimde yapilandirmalarinda psiko-sosyal yardimi gerçeklestirirken ve ailenin karsi karsiya kaldigi ve kalabilecegi olasi güçlükler karsisinda sorun çözücü rolünü, koruyucu, önleyici, rehabilite ve tedavi edici islevlerini yerine getirirken asgari kriterlere ve mesleki yeterlilik donanimlarina sahip olmalari zorunlulugu, modelin amaçlarinin gerçeklestirilmesi açisindan yasamsal bir öneme sahiptir.

Bilindigi gibi Birlesmis Milletlerin Saglikli Insan Taniminda; Saglikli Insan, sadece hastaligi ve sakatligi bulunmayan insan degil ayni zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde bulunan insandir seklide ifade edilmektedir. Bu tanimin bir geregi olarak Üç ögesi bulunan tanimin iki ögesini içeren Psiko-Sosyal boyutu ile tasidigi önem geregi Aile Sosyal Hizmet Uzmanligi,günümüzde çok islevsel hale gelen Aile Doktorlugu, Aile Avukatligi, Aile Mali Müsavirligi gibi gelistirilen Aile odakli mesleklesme tanimlamalarina paralel olarak Ailenin Psiko-Sosyal sagligi için ve
toplumun refah düzeyinin ve yasam kalitesinin iyilestirilmesi bakimindan Aile Sosyal Hizmet Uzmanligi Modeli bir alternatif sosyal saglik hizmeti olarak topluma tanitilmali ve yayginlastirilmalidir.

ASHU MODELINDE KULLANILAN ARAÇ-GEREÇ ILE MESLEKI YÖNTEM-TEKNIK VE YAKYASIMLAR :

KULLANILACAK FORMLAR VE RAPORLAR:
Kabaca;
1- Aile Özgeçmisi Degerlendirme Formuna Iliskin Rapor.
2- Aile Bireylerini ve Sorunlarini Tek Olarak Degerlendiren
Bireysel Formlar ve Raporlari.
3- Bir bütün olarak Aileyi ve Sorunlari Degerlendirme Form ve
Raporlari/Özet ve Süreç raporlari
4- Her üç raporu dikkate alan bir Psikososyal Inceleme ve
Degerlendirme Raporu.
5- 3 Aylik Sorun Çözme ve Uygulama Raporlari
6- Aylik Çok Yönlü Sorun Çözme ve Uygulama Raporlari
6- Psikososyal Uyum Raporlari
7- Yillik Degerlendireme/Uygulama Sonuç Raporlari

YÖNTEMLER :
1- Sosyal Kisisel Çalisma Yöntemi
2- Sosyal Grup Çalismasi Yöntemi
3- Psikososyal Sagaltimlar (Bireysel ve Grup Terapileri)
4- Psikodramatik Sosyometrik Grup Psikoterapisi(PSGP) Yöntemi
5- Gestalt Yaklaimi

ASHU MODELINDE AILEYE ve BIREYLERE MESLEKI YARDIM ASAMALARI:

I. ASAMA:
PSIKOSOSYAL INCELEME :
1- Empatik Iletisim
2- Açik Sözlülük
3- Yapici Geribildirim
4- Kendine Güven
5- Konusmayi Sinirlandirma

II. ASAMA:
SORUNLARI AILE ILE BIRLIKTE INCELEME :
1- Açik ve Kapali Uçlu Sorular
2- Açik ve Anlasilir Cevap Verme
3- Alinan Bilgiyi Özetleme
4- Odaklama
5- Iliski Üzerinde Olumsuz Etki Yapan Davranislari Önleme

III. ASAMA:
ÇOK YÖNLÜ TESHIS/DEGERLENDIRME :
1- Aile ve Aileyi Olusturan Bireylerin Güçlü Yönlerini Teshis
Etme
2- Sorunun Belirlenmesi
3- Çevresel Etkenlerin Degerlendirilmesi
4- Ailesel ve Bireysel Gelisme Ile Ilgili Gereksinimlerin
Degerlendirilmesi
5- Geçis Dönemleri Ile Ilgili Baskilari Degerlendirme
6- Içsel ve Çevresel Sistemleri Degerlendirme
7- Fizyolojik Degerlendirme
8- Bilissel Degerlendirme
9- Ailenin Duygusal Fonksiyonlarini Degerlendirme
10- Davranislari Degerlendirme
11- Aile Fonksiyonlarini Degerlendirme
12- Aile Içi Kurallari Degerlendirme
13- Sorunlari Çözme Konusunda Isteksiz Olan Kisi/Ailenin
Motivasyonlarini Artirma
14- Amaçlar Üzerinde Kisi/Aile ile Anlasma
15- Aile Ile Birlikte Amaçlari Belirleme ve Tanimlama
16- Aile Ile Anlasma Yapma
17- Degisme Stratejilerini Planlama ve Uygulama
18- Aileye Kriz Durumlarinda Müdahale Etme


YAKLASIMLAR :
1- Fonksiyonel Yaklasim
2- Problem çözme Yaklasimi
3- Davranissal Yaklasim
4- Sistem Teorisi ve Aile Tedavisi Yaklasimi
5- Kriz Tedavisi Yaklasimi
6- Sosyallesme Yaklasimi
7- Ekolojik Yaklasim
8- Ilgi Tedavisi (Ilgi Terapi Yaklasimi) (4)
9- Içgörü Kazandirma Yaklasimi


TEDAVI TEKNIKLERI:
1- Beden Hareketleri(Jimnastik)
2- Kas Gevsetme ve Masaj
3- Düsünce Yapisini Degerlendirme
4- Kendine Direktif Verme
5- Model Olma
6- Strese Karsi Bagisiklik Kazanma
7- Empati
8- Yorumlama
9- Gerçekle Karsi Karsiya Gelme
10- Dirençle Karsilasma Durumlarinda;
a- Olumlu Anlam Verme yada Degerlendirme
b- Sorunu, Bireyin Kendini Gelistirme Firsati Olarak Tanimlama
c- Kisiyi Direnç Tepkisi ile Yüz yüze Getirme
11- Psikodrama Grup Psikoterapi Tekniklerini Kullanma
12- Grup Dinamiginde Insan Davranisini Etkileme Teknigi
13- Social Worker Yönlendirme Teknikleri (5)
14- Pozitif Aile Terapisi Teknikleri (6)
15- Gestalt Yaklasim Teknikleri

ASHU MODELINDE SORUN ÇÖZME SÜREÇLERI :
1- Sorun Çözme Alternatiflerini Gelistirme Sürecine Aile Üyelerinin Aktif Katilimini Saglama
2- Alternatifleri Degerlendirip Uygun olani Seçme
3- Psiko Sosyal Tedavi Olarak Sorun Çözme Süreci
4- Aile Üyeleri Arasinda Yapici Iletisimin Artmasini Saglayarak Etkilesimi Gelistirme Süreci
5- Aile Içinde Islevsel Olmayan Kurallarin Degismesini Saglama Süreci
6- Aile Üyelerinin Birbirleri ile Tartismaktan Vazgeçmelerine Yardim Etme Süreci
7- Islevsel Olmayan Etkilesimleri Saglikli Biçimde Düzenleme Süreci
8- Aile Üyelerinin Degisme Konusunda Karsilikli Anlasmalarini Saglama Süreci
9- Ailede Yanlis Düsünce ve Inançlari Düzeltme Süreci
10- Aile Içinde Islevsel Olmayan Kutuplasmalari Giderme Süreci
11- Aile Birligini Güçlendirmek ve Aile Sinirlarini Belirleme Süreci

AILE SOSYAL HIZMET UZMANLARININ SAHIP OLMASI GEREKEN MESLEKI
DONANIMLARI VE ETIK KRITERLER :
1- Sosyal Hizmet Uzmani unvanli meslek elemanlarindan lisans
egitimi sürecinde Terapötik Iletisim Dersi, Kentlesme Sürecinde
Sosyal Hizmet Yaklasimi Semineri almis olmakla birlikte Tibbi ve
Psikiyatrik Sosyal Hizmet Alani Seminer Programini en az B1 düzeyinde
basari ile tamamlamis olanlar,
2- Bu Sosyal Hizmet alanlarinda ve Saglikta Sosyal Hizmet
Uygulamalari alaninda Lisans Tezi veya Stajini yapmis meslek
elemanlari,
3- Özel ve Resmi kuruluslarda en az 3 yilini mesleki alanlarda
çalisarak dolduran meslek elemanlari,
4- Lisans egitimi sonrasinda asagidaki alanlarin en az üçünde
Katilim Belgesi, Sertifika veya diplomaya sahip olan donanimli meslek
elemanlari;
a) Aile Terapisi Teknikleri Egitimi,
b) Insan Iliskilerinde Yaratici Drama Egitimi,
c) Psikodrama ve Grup Psikoterapisi Egitimi,
d) Sosyal Hizmet Alanlarinda Yüksek Lisansli Sosyal Hizmet
Uzmanlari,
e) Sosyal Hizmet Alanlarinda Doktorali diger meslek elemanlari
f) Özel veya Resmi Kuruluslarda, Koruyucu Ruh Sagligi Hizmetleri
alanlarinda, Psikiyatri Kliniklerinde veya Servislerinde en az 1 Yil
Çalisma deneyimi olma kosulunu belgeleyen Sosyal Hizmet Uzmanlari,
g) Gestalt Terapi Egitimi almis olmak
h) Özel veya Resmi Kuruluslarda, bir Psikiyatrist veya bir
Klinik Psikolog ile isbiriligi ve ekip çalismasi deneyimine sahip en
az 6 Ay Süpervizyon aldigini belgeleyen meslek elemanlari; Aile
Sosyal Hizmet Uzmanligini(ASHU) her boyutu ile (Egitim,
Danismanlik,Koruyucu Ruh Sagligi ve Tedavi Edici Sosyal Hizmet
Uygulamalari açisindan) özel çalismalarinda ve resmi kurum ve
kuruluslarda yürütme hak ve yetkisine sahip olarak modeli
uygulayabilir ve bu çerçevede Aile Sosyal Hizmet Uzmanlari Asagida
açiklanan Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi Yaklasimini Aile odakli olarak
kullanabilir.

TARTISMA
ILGI YOKSUNLUGUNUN SAGALTIMI YAKLASIMI

Bu yaklasim, kisaca Sosyal Çalisma Mesleginin yani; bireyin,
grubun ve toplumun Psiko-Sosyal adaptasyonunun saglanmasina yönelik
sosyal saglik hizmetlerinin yöneldigi kisi odakli yogun mesleki
müdahale tekniklerinin uygulandigi Sosyal Iyilik ve Esenlestirme
(Sosyal Tedavi) yaklasimidir.

Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi; Sosyal Hizmet Uzmanlarinin tek
basina veya bir ekip halinde müracaatçinin kendisi ve çevre
sartlarindan dogan psiko-sosyal sorunlarinin çözümü için, ilgi
yoksunlugunun sonuçlarini degerlendirerek ailenin, fiziksel çevrenin,
kurum ve kuruluslarin ve kisilerin uyusumlarinin saglanmasidir. ,
Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi; Sosyal çevrenin bir plan dahilinde
müracaatçi için organize edildigi, yönlendirildigi sürekli yogun
mesleki ilgi ve iletisimin, mesleki çalismanin bitimine kadar
dogrudan kisi için uygulandigi günümüz insan ihtiyaçlarindan dogmus
güncel deneyimsel bir yaklasimdir.


Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi Yaklasiminin temelinde, bireyin ilgi
yoksunlugu sonucu ortaya çikan psiko-sosyal sorunlarin tedavisi için
ilgi yoksunlugunun bizzat uzman tarafindan müracaatçinin veya
hastanin yakinlarinin olabildigince yogun ilgi rolünün üstlenilerek
mesleki ilgi ve iletisim sonucu belli bir zaman için ilgi
yoksunlugunun rafa kaldirildigi, Terapötik Iletisim ve Empatik
Yaklasimlarin birlikte kullanilarak yoksunlugun olumsuz sonuçlarinin
giderildigi ve kisinin kendi kendine yeterli hale getirildigi zamana
kadar geçen bir psiko-sosyal tedavi sürecidir.(6)

Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi, ilgi kavraminin içinde
barindirdigi, insan psikolojisinde ve davranislarinda olumlu
degisikliklerin yasanmasina yol açabilen, sicak, samimi duygulardan
güç alarak, kendini tanima, kendine güven, dayanisma, yönlendirme
sonucu harekete geçme ve beraberinde dogru düsünme ve karar verme
yetilerinin gelistirildigi ve benzeri duygulardan yararlanarak
müracaatçinin destek sistemlerinin güçlendirilerek tibbi tedavinin
ruhsal ve sosyal yönden tamamlandigi Sosyal Çalismanin yeni bir
yaklasimi ve psiko-sosyal tedavi sürecidir. Bu sürecin
gerçeklestirilme asamalarinda Sosyal Kisisel Çalisma ve Sosyal Grup
Çalismasi temel yöntemlerinin tedavi edici boyutunu Tibbi ve
Psikiyatrik Sosyal Çalisma alanini azami düzeyde kullanan bir
yaklasimdir.(7)

Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi kavraminda amaç, çagimizin
teknolojik gelismelerinin beraberinde getirdigi psiko-sosyal boyutlu
rahatsizliklarda kisilerin bizzat danisarak sosyal sagliklari için
talep edecekleri bir sosyal saglik hizmetinin alternatif olarak
sunulmasini saglamaktir. Böyle bir hizmet meslegin toplum tarafindan
taninmasini, güncellesmesini ve islevselligini de gelistirecektir.

Bu yaklasimin uygulanabilecegi alanlar,yatakli tedavi
kurumlari, birinci basamak saglik hizmetlerinin sunuldugu saglik
kuruluslari, Psikiyatri Servisleri, Özel Poliklinik ve Tip
Merkezleri, Diyaliz merkezleri, Tüm Sosyal Hizmet Kuruluslari,
Danismanlik ve Rehberlik Merkezleri, okullar ve son olarak kurum ve
kurulus disi kisinin sosyal ve fiziksel çevresinde kisinin veya
hastanin dogal yasam sartlari içinde uygulanir.

Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi Yaklasiminin dayandigi bilimsel
temellere gelince; ABD 'de Minnesota çalismalarindan elde edilen
bulgu da sudur: Hekimlere basvuran hastalarin yaklasik %40'ini tibbi
sikayeti olanlar diger %60'ini ise tibbi sosyal hizmet ihtiyaci
karsilanamayanlar olusturmaktadir. Eyalet de hastalar üzerinde
yapilan bir arastirmada, taburcu asamasina gelmis hastalarin tibbi
tedavi gördükleri halde tam anlami ile iyilesmedikleri ve 3/5'inin
kendileri için Sosyal Çalisma yapilmadan ruhsal ve sosyal yönden tam
bir iyilige ulasmadiklari ortaya çikarilmistir. Sözü edilen Sosyal
Çalismanin taniminda en belirgin ögenin hastaya gösterilen mesleki
ilgi ve alakanin yogunlugu ve tedavi amaçli olusudur. (8)

Tecrübelerimle birlikte bir uzman olarak 1100 ' e yakin müracaatçi
ile yapilan mesleki görüsmelerde degerlendirme ve gözlemlerde
karsilastigim vakalarda edindigim tecrübi izlenim gösteriyor ki
mesleki ilginin yogunlugunun arttikça psiko -sosyal uyumun ve
tedavinin süratle gerçeklestigi bulgusudur.1998-1999 yillarinda
Samsun Askeri Hastanesinde, Hastanede cerrahi servisinde yatan
hastalarin cerrahi müdahalenin öncesi ve sonrasinda tasidiklari
kaygili psikolojik yapi mesleki ilgi ve iletisim sayesinde yerini
sakinlige, sosyal uyuma birakmistir. Hastalarin ilgiye ne kadar
ihtiyaçlari oldugu ve bu ilginin bilimsel olarak
gerçeklestirildiginde bireylere ne derece katkisi oldugunu
gözlemlemis oldum. Ayni yillarda mesleki ilgi ve iletisimi
kullanarak, bunalima giren bulundugu çevreye uyum saglayamayan ve
sürekli çevresine sorun yaratan vakalarin ayni mesleki yaklasim
sayesinde psiko-sosyal sagliklarinin çevreye uyumlu hale geldigini,
duygusal ve sosyal yönden rahatladiklarini teshis ettim.
Bir baska mesleki çalisma ise, 1997 yilinda uzun süreli yatarak
tedavi gören hastalardan örnek vakalar üzerinde yaptigim mesleki
çalismadir. Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi yaklasimina hastalarin
yogun bir ihtiyaç duyduklarini, bir hasta için kendilerini her gün
ziyaret eden, sorun ve endiseleri ile ilgilenen ve paylasan çözüm
bulmaya çalisan Sosyal Hizmet Uzmaninin ne anlama geldigini hasta ve
çevresi ve tedavisi ile ilgili olumlu sonuçlara yol açtigini ve
böylelikle tedavinin psikolojik ve sosyal yönü ile de gerçeklestigini
teshis ettim. Burada hastalarin aldiklari Sosyal Çalisma
uygulamalarinin bir kismini hastalarin daha önce servis
doktorlarindan beklediklerini ancak her vizit sirasinda hayal
kirikligina ugradiklarini ifade etmeleri dikkat çekicidir. Esasen
böyle bir hizmeti hastalarin doktorlardan beklemesinin anlami,
hastalarda var olan yetersiz ilgi yoksunlugunun ve bekledikleri
hizmeti kimden almalari gerektigi noktasindaki bilgi eksikliginin bir
yansimasindan baska bir sey degildir!

Kaldi ki doktorlar bu tür bir Sosyal Çalismayi ve yaklasimi
gereklestirecek ne vakitleri vardir ne mesleki bilgileri.. Doktor
tibbi tedavisini uygularken , Sosyal Hizmet Uzmanlari hasta ve
çevresi ile doktoru ve kurumu arasinda psikososyal uyumu
saglayacaktir. Bunu yaparken Ilgi Yoksunlugunun Sagaltimi Yaklasimini
yeri geldigince kullanacaktir. Bu ekip çalismasinin da bir
geregidir. (9), (10)

v SHÇEK Konya Rehabilitasyon ve Aile Danisma Merkezi Sosyal
Hizmet Uzmani
v Özel Aile Sagligi Poliklinigi Koruyucu Ruh Sagligi Hizmetleri
Psikososyal Servisi Sosyal Hizmet Uzmani
v A. Ö. Psikodrama Grup Psikoterapileri Enstitüsü II. Asama
Asistanlik Egitimi Ögrencisi
v Sosyal Hizmet Uzmanlari Dernegi Konya Subesi Kurucusu ve II.
Baskani
v Türkiye Grup Psikoterapileri Dernegi Üyesi

KAYNAKLAR :
1- TUFAY Muzaffer, H.Ü. Sos. Böl. Aile Sosyolojisi Ders notlari.

2- TURAN Nihal, Sosyal Kisisel Çalisma, s.1 ANKARA 1992.

3- ALTINAY Deniz, Yasama Dair Çok Sey Psikodrama.

4- SONGÜL Ali, TR NET Web Sitesi,konuk yazar, Ilgi terapi
Yaklasimi.

5- PESESCHKIAN Nossrat, Pozitif Aile Terapisi s.113, Beyaz
yayinlari,Istanbul.

6- ÇAKMAKLI K.,Aile içi iletisim ve sosyal saglik Gündogdu
Matbasi 1999

7- ARIKAN Ç.,Tibbi ve Psikiyatrik Sosyal Hizmet ders notlari 1996

8- ÇAKMAKLI K.,Aileler için Sosyal hizmet Ist.1991

9- SONGÜL Ali, TR NET Web Sitesi,konuk yazar, Ilgi terapi Yaklasimi.

10- SONGÜL Ali, Sosyal Hizmet Uzmani Web Sitesi, Ayin Makalesi 2001
Not : Bu bildiri metni yazarin henüz basilmamis
kitabinin uygulamali özgün yapisal degerlendirmesini özetlemektedir.

EŞLER ARASI ŞİDDET

Kaynaklarda; erkeklerin eşlerini dövme davranışını açıklayan çeşitli görüşler ileri sürülür. Bu görüşler ana hatlarıyla şöyle:
1- Eşini döven erkekler, çocukluklarında benzer olaylara tanık oldukları için şiddete başvururlar.
2- Eşini döven erkekler, kişilik özellikleri ya da ruhsal bozuklukları sebebiyle şiddet uygularlar.
3- Alt sosyo - ekonomik tabakalarda işsizlik, parasızlık ve eğitimsizlik eş dövme sebebidir.
4- Alkol alma, sarhoşluk, aşırı kıskançlık eş dövme sebebidir.

Bazı yazarlar; şiddete başvuran erkeklerin çoğunluğunun yetersiz kişiliği gösteren, iletişim yeteneği olmayan, ruhsal gelişimini tamamlamamış kişiler olduğunu ileri sürerler. Evlilikte şiddete başvurmanın güçsüzlük, yetersizlik duygularını yenme ve özsaygıyı koruma çabası olduğu belirtilir.

Evlilik ilişkileri dışında dostluk ilişkileri olmayan, içine kapanık, toplumsal olarak izole edilmiş ailelerde şiddete başvurmanın daha sık rastlanıldığı, bunun göçmenlerde önem kazandığı yayınlarda izlenir.

Süreğen, kaygı, depresyon ve psikosomatik belirtilerden, yorgunluk, yaygın ağrılar, denetimi yitirme endişeleri, tekrar eden intihar girişimleri olan evli kadınlarda aile içi örselenmenin düşünülmesinin yerinde olacağı bildirilir.

Bulgular, kadının ve erkeğin eğitim düzeyi, sosyal statüsü, ekonomik şartlarına bağlı olmaksınız, kadının ev içinde şiddete uğradığı görüşünü destekler niteliktedir. Kentleşmeyle kadının yükü artmış; anne, eş ve iş kadını olarak hayattaki rolünü almıştır. İyi bir anne olmak zorundadır. Çocuklarına bakmaya, onların eğitimi ve sağlığıyla ilgilenmeye kendini mecbur hisseder. Mükemmel bir eş olmaya alışacaktır. Evde işi bir hayli yüklüdür, fazladır. Evdeki işleri yoluna girince işine, çalışma mekanına gidecektir. Orada çalışırken, akıl bir yandan da evde, eşinde ve çocuklarında olur. Bu onda sıkışma hissi, kaygı, anksiyete oluşturacaktır ve bir anlamda tükenmişlik içine girer. Bunun sonucu olarak kendisi de şiddete başvuracaktır ve suç işleyecek ve suçlu muamelesi görür.

Yüzyıl önce kadınların daha pasif oldukları yerlerde şiddete daha seyrek iştirak ettikleri tartışılmış. Cinsiyetle şiddet ilişkisi ele alındığında bütün toplumlarda kadınların şiddete başvurma oranlarının erkeklerden düşük olduğu görülür. Ancak kadının şiddete başvurma oranı ülkeden ülkeye, sosyo - kültürel yapıdaki farklılıklara bağlı olarak değişir. Bu konuda belirleyici olan, kadınların sosyo - kültürel yapı içindeki konumlarının, işledikleri suç oranlarıyla türlerini ne ölçüde etkilediğidir.

EVLİLİK VE EVLİLİK SORUNLARI

Evlilik aslında birbirinden farklı iki insanın paylaşmaya başladığı yeni bir hayat dönemi olarak değerlendirilir. İnsan hayatındaki her değişim strese sebep olur ancak evlilik gibi köklü değişimlerin yeri daha bir farklı olmaktadır. Şöyle düşünün kültürel olarak aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki kişinin aynı evi aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başlamaları hayatınızda ne kadar radikal bir değişimdir.
Hele birde eşinizle öncesinde tam tanışmadığınızı düşünün. Belki de hep güzel saatleri paylaştınız ve birbirinize göstermek istediğiniz yüzünüzü gösterdiniz. Gülünecek neşeli anları paylaştınız. Ancak artık evlisiniz ve iki kişilik düşünmek zorundasınız.

Bu durumda kendinizi kısıtlanmış gibi hissetmeniz gayet doğaldır. Karşı tarafın da aynı duyguları paylaştığını unutmayın. Bunu böyle düşündüğünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

Her iki zaman içerisinde çözülecektir. Ancak bunun yanında yeni yaşamınızda sorunlar ortaya çıkabilir.

TİPİK EVLİLİK SORUNLARI:

İletişim kuramama ve uzlaşmada güçlük: Bu problem gerçektende çiftler arasında oldukça sık görülür. Çiftler ya tartışmaz (“nasılsa bir şey değişmiyor”) ya da tartışır ancak uzlaşamaz. Genellikle herkes kendi söylemek istediğini söyler ancak karşı tarafı gerçekten dinlemez. Tartışamayan çiftler için durum daha kötüdür. Çünkü tartışmanın yerini akıl okuma almıştır(örnek: Kadın:Artık bana hiç dokunmuyor. Muhtemelen beni sevmiyor acaba bir başkasımı var? Erkek: Dokunursam gene seks istediğimi düşünecek ve beni reddedecek ben en iyisi televizyon seyredeyim. Kadın: Şimdide televizyonu açtı bu kesin beni sevmiyor, yüzsüzlük etmeyim gidip yatayım. Erkek: Bu saatte yatılırmı, bu kadının bana hiç tahammülü yok.)

Aldatma (sadakatsizlik): Burada bahsedilen çiftlerden birinin ya da her ikisinin böyle bir deneyim yaşadıktan sonra evliliği sürdürmek zorunda kalması ya da evliliği sürdürmek istemesi durumunda yaşanacaklardır. En sık iki soru; “bu şartlarda gerçekten devam etmeli miyiz?” beni hala aldatıyor mu?

Kaynana sorunu:

Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş olmasıdır. Böyle bir sorunu batılı literatürde bulmak çok güçtür. Ancak bizler bu sorundan kaynaklanan soruna her gün tahmin edemeyeceğiniz sıklıkta rastlıyoruz.

Bilinen Tipik sorunlar:

Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Her şeyimize karışıyor.

Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor.

Kocam sürekli onlara harcıyor bizle ilgilenmiyor.

Her hafta sonumuzu her tatilimizi onlarla geçirmek istiyor.

Yukarıda bahsedilen sorunlar çoğunlukla evlilikle ilgili ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kaynanasıyla rekabet halinde ki bir kadın kocasından bu durumun acısını farklı dolaylı yollarla çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz konulara öfkelenme gibi ) çalışıyor. Bunu da yapamazsa öfkesini ya çocuklarından (dayak vs) ya da kendisinden çıkarıyor olabilir (baş ağrısı,boyun, bel ağrısı, konversif bayılmalar vs).

Yeni yaşamınızda değişen bir şey de artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40'ı ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdikleri görülmüş. Bu oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştır.

Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlar da karşımıza çıkmaktadır.

En sık, evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.

Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor değiliz. İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz.

Bu ve buna benzer cinsel içerikli aksaklıklar evlilikte eşleri dışa yöneltmekte yani sadakatsizliğe itmektedir.Sevgiyi ve ilgiyi dışarda arayan eşler bunu bazen zina bazende duygusal olarak aldatmaya çevirmektedir.İstatistiklere göre evli erkeklerin %35 i eşlerini aldatmaktadır.Bu oran kadınlarda biraz daha az olmakla birlikte azımsanacak bir rakamda değildir.Bu tür dışa açılımlar eşler arasındaki bağı azaltmakta ,birlikteliği zorunluluğa çevirmektedir.Sadece eşe değil çocuklara olan ilgide azalır.Özellikle duygusal aldatmalarda eşlerin yaptığı herşey göze batar,bir beğeni eksikliği ortaya çıkarır ki buda kavgayı kaçınılmaz kılar.

Evlilik sorunlarının başında ülkemizde özellikle ekonomik sorunlar gelmektedir.Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun çıkma yada sorun yaratma olasılığı ekonomik yönden güçlü bir eviliğe göre daha fazladır.Maddi olarak sıkışan çiftler bir savunma mekanizması olarak saldırganlıklarını birbirlerine yöneltirler.Böylece eşler arasında gerginlik ve sürekli birbirlerine güvensizlik ve suçlamalar yaparlar.Buda evliliğin geleceğini tehlikeye düşürür.

Evlilik içinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar çıkabilmektedir.Bunda en büyük sebep sevgi azlığı, kurum içi demokrasi ve saygı azlığı , eşlerin depresif düşünce modu , anlaşamamazlık , çocuk sorunları , ailelerin baskısı gibi çeşitlilikler gösterebilmektedir.Bunlarda özellikle tarafların aileleri birçok soruna neden olabilmektedir.Öyleki ülkemizde gelin-kaynana sürtüşmesi yıllardan beri bir sorun yumağı olmuş sonu ölümlere varan birçok anlaşmazlık çıkarabilmiştir.

Evlilik sorunlarında diğer önemli bir nedense eşlerden birinin özellikle erkeğin alkol ve kumar alışkanlığıdır.Bu durumda kadın mağdur durumlara düşmekte ve evliliğe sorunlar silsilesi oluşturmaktadır.Ancak kronik bir alkol yatkınlığı yoksa erkeğin alkole yönelmeside yine evlilik içi bir sorundur.

Aile içi şiddet, eşe ve çocuklara uygulanması açısından büyük önem taşımaktadır.Yine aile içi ensest ilişkiler , çocuk istismarları evlilik sorunlarının en kirli yüzüdür.

Genellikle evlenirken kurdukları hayaller ve hayat beklentilerini evlilikte gerçekleştiremeyen insanların evlilik yaşamları sürekli olarak sorunlu geçer ve sonu büyük olasılıkla boşanmayla biter.Evlenmeden önceki duygusal hazırlık süesinde birbirlerini iyice tanımadan evlenen çiftler anlaşamama gibi bir sorunla karşı karşıya kalırlar.Evlendikten sonra iki kişilik düşünmek zorunda kalan eşelere ağır gelen bu durum kişinin kaçınma-yaklaşma anksiyetesi yaşamasına neden olur.Özellikle özgürlüklerin kısıtlanması kişide içten içe bir öfke ve isyan oluşturur.Eğer eşe duyulan sevgi bu öfke ve isyandan aşağıda kalırsa evlilikte sorunlar baş göstermeye başlar.Bu durumdan kurtulmanın en iyi yolu eşler arası açıklık,doğruluk ve yalınlıktır.Sorunlarını açıkça ve objektif olarak paylaşan çiftler bu sorunları çok rahat aşarlar.Ancak evlilik içinde eğer demokratik bir ortam ve kişisel haklara saygı yoksa zaten bu paylaşımın oranı oldukça düşmektedir.Buda çözümlenemeyen sorunlar anlamına gelmektedir.

Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz.

AİLE İÇİ CİNSEL İSTİSMAR

Aile içinde, çocuklara ve gençlere yönelik yapılan cinsel istismar toplum tarafından tabu olarak görülmekte ve gizlenmektedir. Açığa çıkarılmayan önemli şiddet türlerinden biridir. Ensest çoğunlukla çocuğa ve gence en yakın en güvenilecek pozisyonda olan baba, büyükbaba, erkek kardeş, ağabey, amca, teyze, hala gibi birinci dereceden yakın akrabalar tarafından yapılmaktadır. Aile dışında yaşanan cinsel istismar ile aile içinde yaşanan ensest arasmda ki en büyük fark birincide aile bireyleri çocuklarını korumak için maddi ve manevi tüm güçlerini birleştirip çocuklarının yanında olduklarını hissettirirken, diğerinde topluma karşı yetişkinin hakları korunarak çocuğun hakları feda edilmekte, sorunu yıllarca aile içinde çocuk ve genç yaşayabilmektedir.

ENSEST: Aileyi oluşturan bireyler tarafından çocuğa ve gence yönelik yapılan her türlü cinsel eylemdir. Aile içinde ensesti yaşayan sorununu açıkladığında, istismar edenin sorumlu olması gerektiği noktada genellikle istismara uğrayan ayıplanmakta, yalancılıkla suçlanmakta ve aşağılanmaktadır.

SA; 16 yaşındadır. Annesi vefat edince yaşamını iki ağabeyi ve babası ile sürdürmeye başlamıştır. Tüm sevgi ve ilgisini babasma yöneltmiştir, Baba ise çevresi tarafından sevilen çocukları ve evi ile ilgili iyi bir kişi olarak tanınmaktadır. Bir gece alkol alan baba kızı uyurken yatağına girmiş, kızının vücuduna dokunmaya başlamştır. Bu durum tekrarlanarak yaklaşık bir yıl sürmüştür. SA, babasının bu davranışını nasıl değerlendireceğini bilemediği gibi kendisini suçlamıştır. Konuyu yakm bir akrabasının kızına açarak yardım istemiş, o gece eve dönmemiştir. Durumu öğrenen ağabeyleri ve yakın akrabaları SA'ya inanmayıp yalancılıkla suçlamışlardır. Sorunu yaşayan SA aile desteğini yitirerek devlet himayesine alınarak psikiyatrik tedavi görmeye başlamıştır. Çocuk ve genç hangi yaşta olursa olsun aile bireylerinden birisiyle cinsellik yaşaması istismarı yaşayan kişinin psikolojik ve fiziksel sınırlarına yapılmış bir tecavüzdür. Onu korumak ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olan aile, görevlerini yerine getirmediği gibi sorunu ile yüz yüze bırakmıştır.

Bir başka örnek DG; 3,5 yaşında olup anne ve babası ile yaşamını sürdürmektedir. Anne alışverişe giderken kızını babası ile bırakmıştır. Bir gün kızının vajinasında kızarıklıklar görüp nedenini araştırdığında, çocuğun babası tarafından cinsel tacize maruz kaldığını öğrenmiş, korku ve panik içinde evi terk etmiştir. Bir süre sessiz kalarak olayı açığa çıkarmamıştır. Fakat baba, anneyi kızını kaçırmakla suçlayarak mahkemeden kızını görmek için izin almıştır. Anne bu kararı öğrenince çocuğun yaşadığı sorunu mahkemeye intikal ettirmiştir. Çocuğun cinsel tacize uğradığını ıspatlaması yaklaşık bir yıl sürmüştür. Bu sürede çevre tarafından suçlanmıştır. Yaptığı mücadele sonucunda baba suçlu bulunarak 6 yıl hüküm giymiş ,çocuğun velayeti de anneye verilmiştir. Aile içinde yaşananan ensestte sorunu ilk öğrenen genellikle anneler olmaktadır. Tepkileri ise; olayı inkar etme, çocuğu reddedip eşi ile yaşamını sürdürmekte ve çocuğunu koruyarak eşini reddetme şeklinde gelişmektedir.

Aile içinde enseste maruz kalan çocuk ve gençte ise aşağıdaki duygu ve davranışlar gözlenmektedir:

Kendini kirlenmiş, bozulmuş, aşağılanmış hissetme,

Kendinde kuşku duyma,

Korku, güvensizlik,

Ne olduğu ve neden kendisine olduğu konusunda karmaşık duygular,

Kızgınlık, düşmanlık ve suçlama duyguları,

istismar edenden, anne ve babasından olabileceklerden korkma,

Kaygı,

Bazı şeylerden hoşlanmış olması nedeniyle kendinden utanma.

Cinsel istismara uğrayan genç yaşadıklarını anlatmaktan kaçınmakta ve ne yapacağını bilemediği için psiko-sosyal ve fiziksel sorunlar yaşamaktadır. Pek çok konuda olduğu gibi topluma ve aile bireylerine sorumluluk düşmektedir. Eğer aile içi cinsel istismara tanık olduysanız;

Konuyu en yakın karakola veya Cumhuriyet Savcılıklarına,

Baro'nun Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu'na,

SHÇEK Genel Müdürlüğü'ne bağlı İl Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine,

Kendi çocuğunuz veya bir yakınınızın çocuğu istismara uğradı ise üniversite ve hastanelerdeki Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümleri'ne başvurabilirsiniz



AİLE YAŞAM DÖNGÜSÜ

İnsanlar bebekliklerinden yaşlılıklarına kadar birçok fiziki ve ruhsal aşamadan geçerler. Bu değişimler genelde hem aile içinde hem de aile bazında yaşanır. Kısaca, her ailenin yaşam süreci içinde içinden geçtiği çeşitli evreler vardır.

Her evrede kişiler yeni durumlarla karşılaşırlar ve bu durumlara uyum sağlayabilmek için yeni bilgi ev beceriler edinmeleri gerekir.

Sosyal bilim literatüründe bu yaşam deneyimleri aile yaşam döngüsü olarak kavramsallaştırılmıştır. Aile yaşam döngüsü aileyi zaman içinde değişen bir sistem olarak kurgular ve ailenin bu değişim süreci içinde geçirdiği evreleri betimler (Goldenber & Goldenberg 1990).

Bu nedenle aile yaşam döngüsü zaman içinde ailenin karşılaşabileceği sorunları ve bu sorunlara yönelik sosyal hizmet müdahalelerini açıklamak iyi bir harita sunmaktadır.

Aile yaşam döngüsünün evreleri Carter ve Mc Goldrick (1989) tarafından beşe ayrılmıştır.

Bağımsızlık evresi, eş seçimi ve evlilik, ebeveynlik: çocuğun bebekliğinden adölesanlığına (çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci) kadar olan dönem, yetişkin çocuklara sahip aile evresi, Emeklilik ve yaşlılık evresi.

Bağımsızlık evresi

Bu evre aile yaşam döngüsündeki en kritik evredir. Bireyin genç yetişkinliğe geçişte kök ailesinden bağımsızlaştığı ve bağımsız genç yetişkinlik dönemlerdir. Bu dönemde birey duygusal, fiziksel, sosyal ve ekonomik olarak yeterli bir yetişkin haline gelir.

Bu süreçte bireyin şahsi özellikleri ve karakteristikleri belirginleşir böylece bir kimlik geliştirir. Örneğin, çalışmaya başlamak, bir meslek kimliği edinmek, yeni bir sosyal çevre, mali bağımsızlığıyla kendi harcama alanlarını belirleme gibi.

Bu dönemde kişinin özel hayatında da ciddi flörtler gibi değişiklikler yaşanır, bunlar eş seçiminin de başlangıcıdır. Nitekim eş seçimi bu dönemde yapılır ve evlilik birliği kurulur.

Eş seçimi ve ailenin kurulması

Sağlıklı bir aile yaşamının ön koşulu şüphesiz doğru ve sağlıklı eş seçimidir (İl, 2005a:11). Aile toplumsal olarak benimsenen ve desteklenen bir yaşam organizasyonu olduğu için bireyler hayatlarının bir döneminde bu yaşam organizasyonun içinde yer alırlar.

Bireylerin aile kurmasında üç temel etmen vardır. Birincisi, ailenin toplumsal olarak desteklenen pozitif bir değer olması, ikincisi, ailenin bir toplumsal norm olması üçüncüsüyse bireylerin kendi ihtiyaçlarıdır.

Bireyler evlilik birliğini kurarken oluşabilecek stresler açısından aile danışmasına ihtiyaç duyabilirler, bu noktada aile danışma merkezlerine başvurarak sosyal hizmet uzmanlarından danışmalık alabilirler.

Evlik kurulmasından sonra genelde ilk iki yıl çocuksuz aileler olarak yaşanır. Bu süreçte eşler eş olma rollerine uyum sağlarlar, birbirleriyle daha sıkı ve yoğun bir ilişki içine girerek birbirlerini daha yakından tanırlar.

Bu süreçte önemli olan karşılıklı olarak doyurucu bir eş sistemi geliştirebilmektir. Yine evliliği ilk yıllarında çiftler çocuk yapıp yapmama konusunda bir karar verirler. Çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde ise hamilelik ve "ana-babalık sözleşmesine uyum" (İl 2005,b: 18) süreci yaşarlar.

Bu dönemde çiftlerin çocuk yapmada sorunları ortaya çıkabilir. İstediği hale çocuk sahibi olamayan çiftler yine bir aile anılma merkezine gidebilirler.

Aile danışma merkezinde sosyal hizmet uzmanı danışmanlık ve eğiticilik mesleki rolleri gereği çiftleri aile yaşamı konusunda bilgilendirip, yönlendiricilik ve vaka yöneticiliği rolüyle çiftleri uygun sağlık kuruluşlarına yönlendirir.

İstedikleri halde hiç çocuk sahibi olamayacak çiftler yine sosyal hizmet uzmanını yönlendirmesiyle koruyucu aile ve evlat edinme için İl Müdürlüklerine yönlendirilip, gerekli konularda bilgi sahibi edilebilirler.

Ebeveynlik: Çocuğun bebekliğinden adölesanlığına kadar olan dönem

Çocuk sahibi olduktan sonra çiftlerin ebeveynlik dönemleri başlar. Bu dönem Duvall'in Aile Yaşam Döngüsü Modelinde (İl, 2005b) dört evreye ayrılmıştır:

Bebekli aileler, okul öncesi dönemde çocuğa sahip aileler, okula giden çocukları olan aileler, ergenlik çağında çocukları olan aileler Bebekli çiftler, öncelikler aileye gelen bu yeni ve bakıma muhtaç bireye ve analık ve babalık sorumluluklarına uyum sağlamak durumundadırlar.

Bebeğin gelişimi ve onun uyumlu ve güvenli bir ortamda büyümesini, beslenmesi sağlamak için uzmanlardan yardım almak hem doğum öncesinde hem de doğum sonrasındaki süreçte çok önemlidir.

Özellikle hamilelik dönemi ve doğumdan sonraki ilk günlerde hastanelerdeki sosyal hizmet uzmanları aileye dönük ana çocuk sağlığı ve doğum sonrası annelerde yaşanan depresyon durumlarında bilgilendirici, yönlendirici, vaka yöneticisi, sevk edici ve ailenin ilişkide olduğu kurumlar arsında koordinasyon sağlayıcı olarak çalışabilir ve terapi hizmetleri sunabilirler.

30 ay ve 6 yaş arası çocukları olan aileler okul öncesi dönemde çocuğa sahip aileler, kategorisindedir. Bu dönemde ailede kardeşler sistemi gelişir, ailenin alt sistemleri çeşitlenir.

Eş sistemi, ebeveyn sistemi, ebeveyn çocuk sistemleri ve kardeşler sistemi oluşur. Anne ve babalar çocukların okul öncesi evrelerini başarıyla tamamlamalarını sağlamaya çalışırlar.

Hem anne hem babanın çalıştığı çekirdek ailelerde bu dönemde ek hizmetler almak hayatı kolaylaştırır.

Örneğin, kreşlerde çocukların gerek günlük bakımı gerekse uygun akranlarla ilişki kurarak arkadaşlık ilişkilerine adım atmaları sağlanabilir. Kreş ve gündüz bakım evleri bu ihtiyacı karşılamak için var olan kurumlardır.

Bu kurumlarda sosyal hizmet uzmanları yöneticilik mesleki rolleri gereği kurumların düzgün işlemesini sağlarlar ve çocuklarla ilgilenirler.

Yine sosyal hizmet uzmanları aile sistemlerinde ortaya çıkabilecek çeşitli işlev bozukluklarının giderilmesinde aile danışma merkezlerinde aile danışmanlığı ve terapisi sağlayabilirler.

Okula giden çocukları olan aileler, bu süreçte daha önce belirtilen aile sistemi içindeki rollere ilaveten çocukların okula uyumları, okulda sosyalleşmeleri ve okuldaki başarılarının desteklenmesi gibi görevleri de üstlenirler.

Bu dönemde yukarda bahsedilen ailelere yönelik sosyal hizmetlere ek sosyal hizmet uzmanları aileyi okul dönemindeki çocuklarıyla nasıl ilgilenmeleri gerektiği konusunda bilgilendirebilir.

Ayrıca gene bu dönemde okul sosyal hizmeti de devreye girer, çocukların okuldaki durumlarıyla ilgilenir ve başarılarının pekişmesi için hizmetler sunar.

Ergenlik çağı çocukları açısından kritik bir çağdır. Bu çağda çocuklar hassa bir dönem geçirirler ve çeşitli savrulmalar yaşayabilirler, bu noktada en önemli unsur "özgürlük ve sorumluluk arasında denge sağlanmasıdır" (İl, 2005b).

Ergenlik çağının sorunsuz geçirilebilmesi için sosyal hizmet desteği almakta fayda vardır.

Bu dönemde akranlarla ilişkiler çok önemli ve çocuk açısından belirleyicidir. Ergen çocuğun duygusal ihtiyaçları esk


 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Son Yazılar

SİZİN İÇİN.....
SOSYAL HİZLETLER İLE İLGİLİ BİLGİLER
GÖZDE AYDINLAR
FELSEFE İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER
TELKARİ(GÜMÜŞÇÜLÜK)
benim blog

More MP3 Codes at PimpMP3.com
¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦ ¦
Counter
Free Counter Yeni Sayfa 2

[Alt web'inizin adı] Kullanıcı Kaydı


Bu formu doldurup göndererek kendinizi otomatik olarak [Alt web'inizin adı] kullanıcısı olarak kaydettirebilirsiniz. [Alt web'inizin adı] alt web'ine yalnızca kayıtlı kullanıcıların girmesine izin verilir. Kendinize bir kullanıcı adı (soyadınız olabilir) seçin; kullanıcı adındaki karakterler arasında boşluk olmadığına emin olun. Ayrıca kişisel bir parola oluşturun. Bu ikisi artık, [Alt web'inizin adı] için sizin "anahtarınız" olacaktır. Bu bilgi, sıradan kullanıcıların giremeyeceği, yalnızca web yöneticisinin girebileceği bir kayıt veritabanında saklanacaktır.

[Alt web'inizin adı] gibi korumalı bir web'e sahip olmanın başlıca yararlarından biri, yetkilendirilmiş kullanıcıların, tartışma grubuna makale gönderme formu gibi formlarda form alanlarına adlarını yazmak zorunda kalmamalarıdır; web sunucusu formu yazanın kim olduğunu zaten bilir. Benzer şekilde, diğer kullanıcılar da sizin adınızla gönderilen makale ve postaların gerçekten sizin tarafınızdan gönderildiğinden, sizin adınız kullanılarak başka biri tarafından göndermediğinden emin olacaklardır.

Başarıyla kaydolduktan sonra, [Alt web'inizin adı] alt web'ine ilk erişim girişiminizde web tarayıcınız kullanıcı adınızı ve parolanızı yazmanızı isteyecektir. Tarayıcı, çalışmaya devam ettiği süre boyunca bu bilgiyi anımsar, bu şekilde bu bilgi yeniden istenmeden [Alt web'inizin adı] içindeki herhangi bir belgeye erişebilirsiniz.


Form Gönderme

Kullanıcı adı oluşturun:
-- BÜYÜK/küçük harf kullanabilirsiniz
Parola oluşturun:
-- bunu gizli tutun!
Parolayı yeniden girin:
-- doğrulamak için
E-posta adresi girin:
-- e-posta adresiniz varsa


Yazar bilgileri buraya yerleştirilir.
Telif Hakkı © 2001 [Kuruluşun Adı]. Tüm hakları saklıdır.
Son düzeltme tarihi: .